15 Nisan 2008 Salı

Katilin güzeli birinci çirkini üçüncü sayfaya yaraşır

"Türkiye'de bir haberin birinci ya da üçüncü sayfada yer almasını belirleyen en önemli şeylerden biri şu: Haber konusu kadın güzelse haber birinci sayfada, değilse üçüncü sayfa neyine yetmiyor."


Türkiye, Mart ayında iki ayrı cinayet haberiyle uyandı. İki cinayetin de ortak özelliği, zanlıların maktullerin kız çocukları olmalarıydı. Önce Ankara'da profesör Olcay Aydıntuğ'un katil zanlısı olarak kızı Başak, tutuklandı. Olaydan bir gün sonra gazetelerin üçüncü sayfalarına bir başka anne cinayeti yerleşti. Bu kez Konya'da annesiyle birlikte yaşayan 33 yaşındaki Benal, annesinin katil zanlısıydı.
Elbette bu iki olay da sıradışıydı, bir evladın annesini hunharca katletmesi, insanları dehşete düşürdü. Ancak iki olay arasında bir fark vardı.
İKİ CİNAYET ARASINDAKİ FARK NEYDİ?
Medya, Aydıntuğ cinayetini birinci sayfa manşetten günlerce duyururken,
Konya'da yaşanan olay ya üçüncü sayfalarda ya da Aydıntuğ haberinin altında küçük bir kutu haber olarak kendine yer bulabildi?
Prof. Aydıntuğ'un ölüm haberinin duyulduğu gün, Ankara Adliyesi önündeki muhabir arkadaşlardan biriyle aramda geçen diyalog açıklıyor aslında bu farkın nedenini. Diyalog şöyleydi:
-Hayırdır neden bekliyorsunuz?
Muhabir- Profesörün katili belli olmuş, getirecekler görüntü için bekliyoruz. Kızı öldürmüş.
-Kız güzel miymiş?
Muhabir-Evet, yani haber manşet.
Evet işte Türkiye'de bir haberin manşet ya da üçüncü sayfada yer almasını belirleye
n en önemli şeylerden biri: Haber konusu kadın güzelse haber birinci sayfada, değilse üçüncü sayfa neyine yetmiyor.
BENAL MAKUS TALİHİNİ CİNAYETLE BİLE YENEMEDİ
Elbette, Aydıntuğ ailesinin zengin ve seçkin olması da bir başka neden. Nitekim, olay hem o kadar zengin ve seçkin olamayan orta sınıf aileler için "Bak işte para, mal, mülk mutluluk getirmiyor
" tesellisini bir kez daha hatırlamalarına vesile oldu hem de medyanın güzel ama tehlikeli kadın
fantezisi için iyi bir malzeme.
Oysa zavallı Benal, şekli itibariyle çok daha vahşi bir cinayete imza atmakla sorumlu tutulsa da Başak kadar ün sahibi olamadı çünkü onun kadar alımlı, zengin ve sarışın değildi. Yaşadığı şartlar ve sosyal statüsü cinayet işlemeye elverişli sayılmıştır belki kimilerince. Sonuçta büyük ihtimalle hayatı boyunca mütevazi ve bazılarına göre vasat görüntüsü nedeniyle gölgede kalmanın acısını çeken Benal, hayatı kararırken de bu makus talihihden kurtulamadı işte.

Copyright © Olcay PINAR

2 yorum:

monos-una dedi ki...

"güzel, sarışın, seksi ve bir o kadar da katil zanlısı" hatun haberinin manşet olmasının tek nedeni bu habercilerin ve onların gazete editörlerinin basit algılama güdülerinden kaynaklanmıyor. aslında her birimiz özümüzde "estetik gerçekçiliğin"* kurbanlarıyız. sadece sunulanı alan insanlar ve öğrendiklerinden seçmece yapan insanlar diye bir kategorizasyon yapacak olursak ve kendimizi de ikinci gruba dahil varsayarsak, buradan hareketle ben kesinlikle güzel olan katil zanlısını hatırlayacağımdan eminim. ancak diğer anne katili zanlılarını da olay olarak hafızam kaydederdi ama yüzlerini kaydedeceğimden emin değilim...
* genel anlamda güzellik, bakanda beğeni ve hoşlanma etkileri bırakan, haz duyumlarını uyaran nesnelerin niteliği ya da özelliği olarak tanımlanır. Bu eğilim genel olarak estetik gerçekcilik olarak adlandırılır.

Toplumcu Adalet dedi ki...

Jean-Baptist Say demiş ki: "Her arz kendi talebini yaratır"