24 Mayıs 2009 Pazar

Rampaların Ustasıyım Mahallenin Baskısıyım


Haftasonu Bolu'daydım. Bizimkileri ziyarete gittim. Bu akşamüstü Ankara'ya döndüm, eve gelmek için dolmuşa bindim. Sadece şoförün arkasında yer kalmıştı, geçtim oturdum ben de. Parayı uzatıp dolmuşun hareket etmesini beklerken, dolmuşçuyla ön koltukta oturan kadının sohbeti takıldı kulağıma.
Dolmuşçu "Çalışıyor musunuz?" diye sordu. Yeni tanışan iki kişi olduğunu fark edince merakım arttı iyice, kulak kesildim. Kadın, yakındaki sağlık ocağında çalıştığını söyledi. Adam, "İyi tanıdınız beni, ben sizi çıkaramamıştım" dedi. Kadın, "Aaa tabi tanıdım sizin küçügünüzle arkadaştık biz" dedi. Ben nedense, kadının adamla ilgilendiğini hissettim bir an. Hoşuma gitti, adamın parmaklarına baktım yüzük müzük yoktu. İkisi de ölçülü, düzgün insanlara benziyorlardı. Ben tam, belki de yeni bir aşkın başlayışına tanık oluyorum diye keyifli keyifli hayal edip ikisine bakarken.... Hoop dolmuşçuyla göz göze geldik aynada. Adam resmen beni onları dinlerken yakaladı. O da kendini yakalanmış hissedip rahatsız olmuş olacak ki yol boyunca tek kelime bile etmedi kadına.

Kendimi pek kötü hissettim. Dolmuşta oturan mahalle baskısı olarak, bir kadınla bir erkeğin sohbetini sabote etmişim gibi... İkisi arasındaki sessizlik öyle büyüdü ki beni oracıkta ezip küçücük yaptı. Keşke daha yakın bir yerde otursaydım da hemen dolmuştan inip rahat bıraksaydım insanları diye düşündüm. Sonuçta iş işten geçti, kadın benden önce indi, kuru kuru "İyi akşamlar" dediler birbirlerine. İnene kadar dolmuşçuyla göz göze gelmemek için elimden geleni yaptım. Mahalle baskısının vücut bulmuş hali olarak dolmuştan indiğimde, kendi kendime "Allahtan, kimse bilmeyecek" dedim. Ama artık siz de biliyorsunuz işte, tamam utanıyorum ama cidden kötü değildi niyetim;)

Hem zaten koca koca insanlar, utanmıyorlar mı orada burada sohbet etmeye kardeşim. Ayıp diye bir şey var. Suç hırsızda mı hırsızı yakalayanda mı kardeşim. Ar namus kalmadı bu memlekette :)))

3 yorum:

funda dedi ki...

yazık değil mi en masum aşk daha başlamadan nihayete erdi muratlarına eremeden :)

SADIK SEKİTMEZ dedi ki...

Kızılay - Sokullu hattında dolmuş şoförlüğü yapan İsmail, Güvenpark durağında dolmuşun dolmasını beklerken eski mahallesinden kendini tanıyan Zehra'nın merhabası ile kendini Zehra ile muhabbet ederken buldu. Muhabbet henüz başlamışken, aynadan, hemen arkasında oturan kıvırcık saçlı mavi gözlü güzel bir bayanın dikkatle kendisine baktığını farketti. Böylesine güzel bir bayanın ilgisini çekmiş olmak buna alışkın olmayan İsmail'i panikletmiş olacak ki İsmail,Zehra ile olan muhabbetini aniden kesti.Aynı mahallede büyüdüğü İsmail'le yıllar sonra karşılaşan Zehra bu duruma şaşırdı ve bir yandan da İsmail'in ilgisini çeken kıza sinirlendi. Genç kızlığa ilk adım attığı yıllarda aşık olduğu ancak sonraki yıllarda görüşmedikleri İsmail'i bulduğu gün nerden çıkmıştı şimdi bu kız. İsmail ile Zehra'nın muhabbetini kestiğini düşünen Olcay, bu duruma son vermek ve insanları baskı altında tutmamak için gözlerini ikiliden kaçırmıştı. İsmail, bambaşka bir saikle Olcay'ın bakışlarını yakalamak isterken Olcay, iyilik yapmaya çalışırken farkında olmadan İsmail'in umutlarını yok etmekteydi. Sessizce devam eden yolculuğu önce Zehra terketti, ardından Olcay da sessizce dolmuşu terkerek İsmail'i kendiyle başbaşa bıraktılar. Zehra, eve vardığında, İsmail'e olan eski tutkusunun devam ettiğine dair hisler ve uykusuz bir gece onu bekliyordu. Onlarca kez benzer hayalkırıklığı yaşayan İsmail, bu duruma alışkın olmasına rağmen bugün çok gergindi ve annesinin hazırladığı yemeğe elini sürmeden kanepeye oturup televizyon izlemeye koyuldu. Teleziyonda Güntekin Onay ile Rıdvan Dilmen maç analizi yaparken İsmail de kafasından günün analizini yapıyordu. Birdenbire Rıdvan'ın sözünü keserek yüksek sesle Zehra diye bağırdı. Annesinin bakışlarındaki merakı giderme ihtiyacı hisseden İsmail, "bugün zehra'yı gördüm, hani bizim eski mahalledeki zehra'yı, sağlık ocağında çalışıyormuş" diye sözüne devam etti. Otuzunu aşmış yaşına rağmen halen bekar olan oğlunun bu sözleri annesini memnun etmişti. Gökyüzü kadar mavi gözlü, deniz gibi dalgalı saçlı güzel kızı hayallerinde bırakıp gerçeğe yönelen İsmail, annesi ile birlikte, Zehra'dan ve ona nasıl ulaşacaklarından bahsedip geleceğe dair planlar yapmaya koyuldu. Birbirini tanımayan üç insanın aynı gece birbirini düşünmesinden geriye İsmail ile Zehra'nın payına mutlu bir evlilik düşerken, Olcay'a birkaç saatlik vicdan azabı kalmıştı :)))

OLCAY PINAR dedi ki...

Bu da farklı bir bakış açısı tabii:) Sadık herkesin senin gibi arkadaşı olsa ayakları yerde olan kimse kalmazdı sokaklarda :)))))))