1 Eylül 2010 Çarşamba

Dönüş

Sabah dönüş biraz sert oldu. En kötü otobüs yolculukları top beş listemde kendine yer bulabilecek yolculuğumu lensimin gözümde ikiye parçalanması ve eve yarı kör biçimde ulaşmamla taçlandırdım. Ha bu arada otobüsten inip Ankara'ya adımımı ilk attığımda bazı cemaatçi gençlerin gerçekleştirdiği toplu karşılamayı unutuyordum. Sabah saat altı ve AŞTİ'nin her yeri ellerinde cemaat yurtlarının broşürleriyle otobüsten inen gençlere yanaşıp "Merhaba, üniversite kaydı için mi geldiniz?" diyen insanlarla dolu. Durumu görünce "Yok artık sabah altı kardeşim" demeden edemedim kendi kendime.

Tatil dönüşü biraz zor oldu, çevremdeki pek çok kişinin irili ufaklı sorunlarıyla, gerçek yaşamla bu kadar çabuk karşılaşmak insanı kendine getiriyor. Üstelik her tatilim gibi bu da çok yorucuydu kesinlikle biraz dinlenmem gerek. İnsan yılda bir kez tatil yaptığını düşününce bütün zamanını oradan oraya koşturmakla geçiriyor, bütün yıl yapamadıklarını on gün içine sıkıştırmaya çalışıyor, bünye biraz zorlanıyor doğrusu. Halen kendime gelebilmiş değilim aslında bu akşamı bir şeyler içip film izlemeye ayıracağım, Trainspotting'i aldım yolda... Tatil yorgunluğundan kurtulmam, biraz yalnız kalmam lazım, ruhumu dinlendireyim biraz.

2 yorum:

A-H dedi ki...

gozun icinde ikiye ayrilan lens... allahim saka gibi benimde basima gelmisti, kor olacagim kesin diye dusunmustum o vakit :/

OLCAY PINAR dedi ki...

Bir de otobüste olunca daha acınaklı durum, kader mahkumu olarak bekliyorsun öylece...