7 Kasım 2011 Pazartesi

Kurban...

Sabah uyanmakla güne başlamak arasında kalan yatakta miskinlik anlarında geleceğe dair heyecanlı pembe planlar kurmam elbette daha normal bir davranış olurdu ama nedense sabah sabah şu kurban meselesi takılıverdi aklıma. Çevremdeki insanların bir kısmı kurban geleneğini ya da ibadetini sürdürmeyi savunmaktayken diğer kısım toplu hayvan kesiminin insanlık dışı olduğu fikrinde.

Sabah bu konuda aklımdan geçenlere gelince...Öncelikle kurban kesmek hiç de İslamiyete has bir uygulama değil. Dünyada ve bu topraklarda antik çağ inanışlarına ve hatta daha öncesine uzanıyor kurban kesmek. Mesela Homeros'un Odysseia'sını okuyanlar bilir iki sayfada bir kurban kesilir anlatıda. "Gemilere bindik hooop keselim kurbanları yakalım butları", "karaya çıktık hooop keselim kurbanları yakalım butları". Antik çağ tanrılarıyla kurulan ilişkinin en yoğun halidir kurban kesmek, bir çeşit yaranma, kendini sağlama alma çabasıdır.
Hristiyanlık muhtemeldir ki Helenistik inanışlara karşı kökünü kazıma stratejisi nedeniyle kurban kesme geleneğinin takipçisi olmamış olabilir. Nitekim, eski tanrılara ait ne varsa düşmanlıkla yok etmeye çalışan Hristiyanlık için kurban kesme adeti de geçmişi anımsatması nedeniyle terk edilen bir uygulamaydı büyük ihtimalle.

Benim olaya bakışıma gelince. İşin dini kısmını bir kenara bırakıyorum öncelikle o çok ayrı bir tartışma konusu olabilir. Sosyolojik ve tarihi bir olay olarak ise kurban kesme işini iğrenç bir faaliyet olarak görenlerden değilim. Elbette uygulama usulleri durumu değiştirebilir.  Olaya son derece ekonomik bir bakış açısıyla yaklaşıyorum. Hayvancılıkla geçinen insanların yoğunlukta olduğu bir şehirde büyümem nedeniyle kurban kesme işinin bazı aileler için hayat kurtarıcı olduğunu biliyorum o nedenle madem ki bu ülkede insanların ezici bir çoğunluğu otçul değil ve et yemekte ısrarcılar o halde bırakınız kessinler, bırakınız satsınlar. Ancak elbette ki ilk çağlardan beri süregelen bu insan geleneği, ısrarla sürdürülecekse de bu işin aynen ilk çağdaki gibi sürdürülmesine gerek olmadığı konusunda tartışmaya gerek yok. Kısacası son kertede yapılacaksa bu iş bir şekilde, sokaklarda kan nehri oluşturmadan ya da hayvanlara "hayvan" gibi muamele edilmeden yapılsın, olsun bitsin...

3 yorum:

Burcu dedi ki...

Yazınızda, yaşamışlığınızın da etkisiyle olduğunu düşünüyorum, 'hayvan öldürme' konusuna daha farklı bir açıdan bakmamı sağladınız. 'Ekonomik boyut' ve bu ekonomik sistemin dayattığı bir geçim sıkıntısı. Bu konu, bundan sonra hayvan hakları konusunda düşüneceğim farklı bir unsur.Din boyutu ise beni fazlasıyla aşmakta. Ancak uzun süre bu konuyu araştırmış çeşitli makaleler okumuş ve hatta öntezinin konusunu buna ayırmış biri olarak düşüncelerime gelirsek, nasıl köle sahipliği bir suç olduğu yasalaştıysa, kadın hakları sorgulanabilir konuma geldiyse çok uzun yıllar sonra da hayvan hakları konusunun, hatta ve hatta 'mal statüsü'nden çıkarma hususunun yaygınlaşacağına yürekten inanıyorum. 'Hayvan Refahı'nın da çok ötesinde. Bunu yapabilmek için ise öncelikle 'sorgulayabilmek' gerekli, derdimiz şu an için hayvanları keselim ya da vegan olalım değil. Sorgulayalım. Eğer bir gün boş vaktiniz olursa gönderdiğim linklere göz atmanızı dilerim. Sizden birşey almayacak, inanıyorum ki hayatınıza çok şey de katacaktır. Saygılarımla.

http://www.birikimdergisi.com/birikim/gunceltur.aspx?tid=867&guncel=HAYVAN-%DDNSAN:%20HAK,%20%DEEFKAT,%20SORUMLULUK

http://www.youtube.com/watch?v=sDea6L9gPD8

Üçüncü Kanat dedi ki...

Özenle kaleme aldığınız yorumunuz için çok teşekkür ederim öncelikle.. Gönderdiğiniz linklere göz attım ve daha ayrıntılı inceleyeceğim. Eminim yeni şeyler öğreneceğim ve öğrendiğim yeni şeyler yeni bir bakış açısı kazanmamı sağlarsa ancak kar olarak görürüm bunu. Teşekkürler...

Burcu dedi ki...

Ben teşekkür ederim.