28 Nisan 2011 Perşembe
Zaman akarken...Üçüncü yıl kutlaması...
4 Nisan 2011 Pazartesi
Muhalifin Behzat Ç. ile imtihanı...

Kimi zaman sola çalan senaryosuyla, toplumsal olaylara değinen Behzat Ç.'nin adalete inancını yitiren geniş bir izleyici kitlesini tatmin ettiği bir gerçek. Bir çocuk tacizcisinin canını yakmayı istemek kabul etmeliyiz ki epeyce insani bir duygu, bunu Behzat yoluyla ve bir televizyon dizisinde dahi olsa gerçekleştirmekten dolayı iyi hissetmek de... Bununla birlikte, polis şiddetini atılan tokadın büyüklüğüne yahut amacına ve nedenine göre sınıflandırmanın ve bu şekilde meşrulaştırmanın ne kadar tehlikeli olduğunun farkındasınız değil mi? Başka bir kanalda yayınlanacak olan ve fragmanında kötü kötü sırıtan ve konuşmamakta direnen adamı sorgu odasının kamerasını kapatıp kanlar içinde bırakan polisin havalı biçimde sunulduğu "Karakol" dizisi sizi de endişelendirmiyor mu? 31 Mart 2011 Perşembe
neşesini arayan blogger
7 Mart 2011 Pazartesi
Belki...

22 Şubat 2011 Salı
Julian...

18 Ocak 2011 Salı
Çağrışım...
Brecht'in sevdiğim şiirlerinden biri... Nedense aklıma geldi ansızın...
TEBEŞİR HAÇI
Ben bir hizmetçi kızım.
S.A.dan bir adamla bir maceram oldu.
Bir gün o, gitmeden önce,
gülerek gösterdi bana
hallerinden yakınanları nasıl yakaladıklarını.
Bir tebeşir parçası çıkardı ceketinin cebinden
ve bir küçük haç çizdi avucunun içine,
ve anlattı, sivilleri giyinip
iş ve işçi kurumlarına nasıl gittiğini
avucunun içindeki bu işaretle,
işsizlerin kuyrukta ana avrat
küfrettikleri o yerlere,
ve nasıl küfrettiğini kendisinin de onlarla birlikte,
dostluk ve dayanışma gösterisi olarak da
sırtına nasıl vurduğunu küfreden herkesin,
ve böylece, sırtında beyaz haç bulunan
damgalı adamların S.A.larca nasıl yakalandığını.
Bu anlattıklarına katıldıydık gülmekten.
Onunla üç ay bir arada yaşadım.
Sonra bir gün bir de ne göreyim:
Banka cüzdanımı apartmamış mı.
Yok benim için saklayacakmış da,
yok kimin ne olacağı belli değilmiş de,
falan filan.
Ben onu suçlayınca da,
bin dereden su getirerek yeminler etti,
beni yatıştırmak için de
sırtımı okşadı şöyle.
Yılandan kaçar gibi kaçtım ondan.
Eve gelince ilk iş aynaya baktım,
sırtımda beyaz haç var mı diye.
Çeviri : A. KADİR - Gülen AKTAŞ