Tabii burada kastettiğim şu sonuncusu gibi ne olduğu anlaşılmayan birkaç günlük tatiller değil. Şöyle en az on günlük bir tatilden söz ediyorum. Zira tatilin alıştığınız yaşam biçimiyle bağlarınızı koparacak kadar uzun sürmesi gerekir yukarıda bahsettiğim etkiyi yapabilmesi için. Yıl boyunca geçirdiğiniz yaşamın kaçınılmazlığını ve idealliğini şüpheli hale getirecek kadar bir uzunluktan bahsediyorum. Hem şu geçtiğimiz bayram tatilinin pek kimse için tatil etkisi yapmadığı da ortada ne de olsa memlekette dokuz gün olmayan bayram tatiline tatil demeyecek kadar alıştı bünyemiz dokuz günlük tatillere. Söylenilene göre kurban bayramı da cücük tatil olarak kalacakmış bu sene. Pazar gününe geliyormuş son günü, geçen gün bir arkadaş öyle söyledi. Aslında biraz daha zorlayıp bir günü pazartesi gününe sarksaydı yeterdi, biz onu tamamlardık cuma gününe ama yapacak bir şey yok anlaşılan bu kez.
23 Eylül 2009 Çarşamba
Tatil kandırmacası...
Tabii burada kastettiğim şu sonuncusu gibi ne olduğu anlaşılmayan birkaç günlük tatiller değil. Şöyle en az on günlük bir tatilden söz ediyorum. Zira tatilin alıştığınız yaşam biçimiyle bağlarınızı koparacak kadar uzun sürmesi gerekir yukarıda bahsettiğim etkiyi yapabilmesi için. Yıl boyunca geçirdiğiniz yaşamın kaçınılmazlığını ve idealliğini şüpheli hale getirecek kadar bir uzunluktan bahsediyorum. Hem şu geçtiğimiz bayram tatilinin pek kimse için tatil etkisi yapmadığı da ortada ne de olsa memlekette dokuz gün olmayan bayram tatiline tatil demeyecek kadar alıştı bünyemiz dokuz günlük tatillere. Söylenilene göre kurban bayramı da cücük tatil olarak kalacakmış bu sene. Pazar gününe geliyormuş son günü, geçen gün bir arkadaş öyle söyledi. Aslında biraz daha zorlayıp bir günü pazartesi gününe sarksaydı yeterdi, biz onu tamamlardık cuma gününe ama yapacak bir şey yok anlaşılan bu kez.
31 Ağustos 2009 Pazartesi
İnsan Telefon Defterini Temize Çekerken Bazı İsimleri Eski Defterinde Bırakır
Onlar artık bir daha asla aranmayacaktır. Garip bir hüznü barındıran bu silik isimlere bakılır bakılır. Kimi okuldan sınıf arkadasınızdır, kimi hangisiyle en hararetli tartışmalara girip kavga etmişsinizdir, hangisi için sabahlara kadar içip içip ağlamışsınızdır? ! ...
|
2 Ağustos 2009 Pazar
KORUMA
27 Temmuz 2009 Pazartesi
Bu Dünyadan Chaplin Geçti
26 Temmuz 2009 Pazar
Kara...
15 Temmuz 2009 Çarşamba
Ödünç
Hava, neredeyse anılarımdaki günlerin havasıyla aynı, aynı olmayansa benim...Ve bir de çevremizdeki insanlar. Şimdi fakültenin kantinine dönsek, geçmişten bir gün ödünç alsak... Aydın, Armağan, Münevver, Işıl, Erhan, Şerife, Çağrı, Ulaş ve şimdi yazamadıklarım, son bir kez çayımızı yudumlayıp birbirimizin yüzüne baksak sıkılmak, o an yapılabilecek tek şeymiş gibi...
16 Haziran 2009 Salı
İnsanlık Büyük Tehlike Altında!!
Şu sıralar gizli bir ayaklanmadan şüpheleniyorum. İnsanoğlunu eziyetler içinde kıvrandırmayı amaçlayan bu gizli hareket hakkında henüz pek az kişi bilgi sahibi. Hatta belki de ben tek kişiyim. Ancak acılar içinde olmama rağmen gelen büyük tehlikeyi haber vererek görevimi yerine getirmek istiyorum.Her şey birkaç hafta önce başladı. Bu musibet önce avukat arkadaşlarımdan Selen'in kapısını çaldı. Ben çok önemsemedim doğrusu. Sonra başka bir avukat arkadaşım Arzu'nun gmail notunu gördüm. O da aynı musibetin peşinde olduğunu söylüyordu. Tesadüf olduğunu düşündüm. Ama sonra işte ben de ayaklanmanın kurbanları arasındayım. Belki bu yazıyı okuduğunuzda siz de elinizle yanağınızı tutuyor, ufluyor olacaksınız. Sakın tesadüf olduğunu düşünmeyin.
Evet dostlar, 20 yaş dişlerinin organize bir biçimde harekete geçtiğine dair ciddi şüphelerim var. Karşımızda insan türünü hayatından bezdirerek ortadan kaldırmayı amaçlayan saf kötülüğe dayalı bir hareket var. Ağrı içinde kıvranarak uykusuz geçirdiğim gecelerde düşünecek çok vaktim oldu ve parçaları birleştirince bu sonuca ulaştım. Yıllardır ağzımda sessiz sedasız duran şey, sanki gizli bir merkezden emir almışçasına galeyana geldi, beni kıvrandırıyor. Etrafımdaki bu kadar insanın aynı zamanda acılar içinde kıvranmasının bir tesadüf olduğuna kimse inandıramaz beni. Şimdilik ne yapacağımı bilmiyorum, antibiyotik ve ağrı kesicilerle anlaşma sağlama yoluna başvurdum. Ancak kesin üstünlük sahibi olduğunun farkında olan muhatabım bana mısın demiyor.
Bu arada aklımdan Yiğit Bulut'u bulup kafasını ağzımın içine sokmak geçiyor. Hani evrim saçmalıktır falan diyordu ya gelsin onu acılar içindeki bana anlatsın. Gerçi kendisi yürüyen Ego Balonu olduğundan yakalamam zor olabilir. Denildiğinde göre egosunun şişikliği sayesinde suda batmıyor, yerde de ayda yürür gibi havalanarak yürüyormuş. Ben diyenlerin yalancısıyım.